Tüm dünyada canlı türleri büyük bir hızla yok oluyor. Altıncı kitlesel yok oluş olarak adlandırılan bu dönem özellikle doğal kaynaklar üzerindeki yoğun baskı sonucunda yaşanıyor. Dünyadaki canlıların neredeyse üçte birinin (%33-39) nesli yok olma tehlikesiyle karşı karşıya (IUCN 2010). Türkiye’de ve diğer ülkelerde, insan etkinliklerinden kaynaklı olarak yaşam alanlarının bozulması ve parçalanması, doğal kaynakların aşırı tüketilmesi, yabancı türler, kirlilik ve iklim değişikliği, canlıları tehdit eden temel etkenler.
Doğa Koruma Merkezi’nin Tür Koruma Vizyonu
Canlı türlerinin yok oluşunun önüne geçebilmek ve belirli türleri ve yaşam alanlarını koruyabilmek için birçok kurum programlar geliştiriyor ve türlere yönelik çalışmalar yapıyor. Doğa Koruma Merkezi’nin (DKM) Tür Koruma Programı da bu hedefle oluşturuldu. DKM endemik ve tehlike altındaki türler, bayrak türler ve diğer DKM programlarıyla sinerji yaratabilecek türlere yönelik yaygınlaştırılabilir örnek çalışmalar yürütüyor.
Türlere yönelik koruma hedeflerine ulaşabilmek için bilimsel temelli nesnel araştırmaların yapılması ve bunların yerinde koruma uygulamalarıyla bütünleştirilmesi büyük önem taşıyor. DKM bunu geçekleştirebilmek için:
Bilimsel temelli yürütülen bu çalışmaların sonuçlarını yaygınlaştırarak benzer tehlikelerle karşı karşıya olan türler ve tür gruplarıyla ilgili örnekler oluşturmak DKM’nin temel hedefleri arasında.
DKM’nin Yürüttüğü Tür Koruma Projeleri
DKM, tür koruma çalışmalarını 3 öncelikli tür/tür grubu üzerine yoğunlaştırmış durumda. Nesli yüksek tehlike altında bir ağaç türü olan sığlanın (Liquidambar orientalis)korunması için peyzaj ekolojisi yaklaşımının devreye sokulduğu örnek bir projeyi Köyceğiz’de yürütüyor.
Kelebekler, Türkiye’nin barındırdığı zengin biyolojik çeşitlilik öğelerinden bir tanesi. DKM’nin kelebeklerle ilgili tamamladığı üç proje bulunuyor. Bu projelerin hedefleri: (i) Türkiye’nin kelebeklerinin etkin korunması için altyapı oluşturulması, (ii) kelebek kaçakçılığının olumsuz etkileriyle ilgili bilinçlendirme çalışmalarının yapılması ve (iii) Türkiye’deki kelebek gözlemcilerinin kapasitesinin artırılması.
Datça hurması (Phoenix theophrastii), doğası gereği dar yayılıma sahip olan bir tür. Geçmişte tamamlanmış bir proje çerçevesinde Datça hurmasının koruma durumu ve ekolojisi ile bilgi toplanmış ve koruma önerileri geliştirilmiş durumda. Yakın gelecekteyse, bu koruma faaliyetlerinin hayata geçirilmesi için Bodrum Gölköy’de bir örnek proje uygulanmaya başlatılması planlanıyor.
Doğa Koruma Merkezi 2009 -2011 yılları arasında Avrupa ve Hollanda Kelebeklerini Koruma birliklerinin ve Avrupa Birliği’nin destekleri ile Türkiye’nin Kelebeklerinin Etkin Korunması için Altyapı Oluşturulması Projesi’ni yürütmüştür. Projenin finansal destekçisi Hollanda Ekonomik İşler, Tarım ve İnovasyon Bakanlığı’dır. Proje çerçevesinde Türkiye'deki Kelebeklerin Kırmızı Kitabı ve Koruma Stratejisi üretilmiştir.
Sığlalar Geri Dönüyor Projesi Köyceğiz Gölü etrafındaki parçalanmış sığla orman toplulukları arasında koridorlar oluşturarak parçaların birleştirilmesi ve alanının genişletilmesi hedeflenmektedir. Ayrıca sığla ormanlarının korunmasında sürdürülebilirliği sağlamak, Anadolu Sığla Ağacı ile Köyceğiz Bölgesi’nin ekoturizm potansiyel özelliklerinin ulusal ölçekte tanıtılmasını ve Sığla ormanlarının sorununu ulusal düzeye taşımak için yapılacak alt etkinliklerle yerel inisiyatifin koruma çalışmalarına aktif olarak katılımı da hedeflenmektedir.
Türkiye'de gerçekleşen kelebek kaçakçılığı faaliyetlerine engel olmak için alt yapı oluşturmayı hedefleyen proje 2009-2011 yılları arasında yürütüldü. Proje kapsamında bir rehber kitap ve poster hazırlanarak Türkiye'nin değişik bölgelerine dağıtıldı.